GAYRİMENKUL HACZİ

Alacaklı, borcunu ifa etmeyen borçluya karşı, talep hakkına dayanarak icra takibinde bulunma hakkına sahiptir. Borcunu ifa etmeyen borçlunun mallarına, devletin icra organları tarafından zorla el konularak, borcun ifası sağlanmaktadır. Bu bağlamda haciz, kesinleşmiş bir icra takibinin konusu olan belirli bir para alacağının tahsil edilebilmesi için, alacağı karşılayacak değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra dairesi tarafından hukuken el konulmasıdır. Hacze konu mallar, alacağına karşılık olmak üzere alacaklıya devredilmez; hacze konu mallar satılır ve satış bedelinden alacaklının alacağı ödenir. Zira icra ve iflas hukukunun ana kuralı, alacaklının para ile tatmin edilmesidir. Haczin gerçekleşebilmesi için, alacaklının haciz yoluyla takip talebinde bulunması, bunun üzerine gönderilen ödeme emrinin kesinleşmesi ve sonrasında alacaklının takibe devam etmek istemesi, haciz talebinde bulunması gerekir.

Haciz, devlet yetkisi kullanılmak suretiyle gerçekleştirilen, kamu hukukuna dayalı bir işlemdir. Fakat hacizde hukuken korunan menfaat doğrudan devlete değil, alacaklıya aittir. Alacaklının hacizden yararlanması ve haciz sayesinde, borçlunun malvarlığına el koydurabilmesi için, takip talebinde bulunması şarttır. Dolayısıyla takip talebinde bulunmak, alacaklının katlanacağı bir külfettir; yerine getirilmemesinin hukukî sonuçlarına alacaklı katlanmak zorundadır.

Haczi gerçekleştiren işlem, icra müdürünün buna ilişkin beyanıdır; dolayısıyla maddi-fiilî anlamda el koyma gerekmeksizin, hukukî el koyma yeterlidir. Hukukî el koymanın sonucu, dış dünyaya, borçlunun bu mallar üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanması biçiminde yansır. Yani borçlunun, hacizden itibaren, haczedilen mallar üzerinde, alacağın o maldan elde edilmesine engel olacak davranışlardan kaçınması gerekir. Öyle ki, borçlunun aksi yöndeki tasarrufları, alacaklılara karşı, hacze konu alacak oranında hükümsüz olmaktadır. Bu cihetle haczin gerçekleştiği an, hacze konu teşkil eden mal ve haklar bakımından borçlunun tasarruf yetkisinin kısıtlandığı anı tespit bakımından da önem arz eder.

Taşınmazların haczi, mahallinde yapılır ve mahallinde düzenlenecek tutanağa; taşınmazın nevi, mahiyeti, sınırları ve gerekli nitelikleri yazılır (İİK m. 102/II). Taşınmazı haczedilen borçlunun tasarruf yetkisi de TMK’nın 1010. maddesi anlamında kısıtlanır. Daha sonra, bu tasarruf yetkisi kısıtlaması, muhafaza tedbiri olarak tapuda şerhler sütununa kaydedilir. Haczin tapu kütüğüne şerhi, tapu kütüğünde işlem yapılmasına engel teşkil etmez. Borçlu, alacaklı ve icra müdürünün iznini almaksızın tasarrufta bulunabilir. Tapu kütüğünün aleniyeti ilkesinin bir sonucu olarak haciz alacaklısı; haciz hakkını, taşınmazı sonradan kazananlara karşı da ileri sürebilir. Zira taşınmazın haczedildiği tapu kütüğünden anlaşılmakta ve borçlu ile işlem yapan kimse de bu haczi bilerek devralmaktadır.

TAKYİDAT SORGULAMA

Takyidat belgesi , bir taşınmaz üzerindeki tüm hakların ayrıntılı dökümünün yer aldığı belgedir. Takyidat belgesi, taşınmaz üzerinde bulunan sınırlı ayni hakları, ipotekleri, rehinleri, irtifakları ve sair tüm hususları içermektedir. Takyidat belgesi, yalnızca malın sahibi tarafından alınabilir. Bu belge e-devlet üzerinden alınabileceği gibi, Tapu Sicil Müdürlüğünden de alınabilir. Tapu sicil müdürlüğü ya da e-devlet, bu belgeyi ancak belirli harç miktarının yatırılması sonrası vermektedir.